top of page

Her Şirket Büyümek Zorunda mı?

  • Yazarın fotoğrafı: Ayşegül Örgad
    Ayşegül Örgad
  • 27 Tem
  • 1 dakikada okunur

Bu hafta biraz iletişimin dışına çıkacağız.


Aslında bu köşeyi oluştururken de niyetimiz tam olarak buydu.


Yalnızca iletişimi değil; iş dünyasını, markaları ve zaman zaman hepimizin üzerine düşündüğü ama pek de yüksek sesle konuşmadığı konuları birlikte ele almak.


İş dünyasında bazı cümleler vardır; neredeyse hiç sorgulanmaz.

"Büyümek istiyoruz."


Ne zaman bir şirketin gelecek planlarını dinlesem, bu cümle mutlaka karşıma çıkıyor. Yeni pazarlar, yeni yatırımlar, yeni ekipler, yeni hedefler...


Büyümek, sanki iş dünyasının doğal rotasıymış gibi kabul ediliyor.


Ve belki de ilk sormamız gereken soru şu:

Gerçekten büyümek mi istiyoruz, yoksa büyümemiz gerektiğini mi düşünüyoruz?


İkisi aynı şey değil.

Bazen şirketler gerçekten hazır oldukları için büyür.

Bazen de herkes büyüdüğü için...

Rakip büyüdüğü için...

Yatırımcı beklediği için...

Ya da yalnızca büyümenin başarıyla eş anlamlı olduğuna inandıkları için.


Oysa büyümek, her zaman ilerlemek anlamına gelmez.

Daha büyük bir ekip, daha güçlü bir kültür yaratmayabilir.

Daha fazla müşteri, daha yüksek memnuniyet getirmeyebilir.

Daha fazla ürün, markayı daha değerli yapmayabilir.

Hatta bazen tam tersi olur.


Şirket büyürken, onu farklı yapan şey yavaş yavaş kaybolur.

Kararlar zorlaşır.

Esneklik azalır.

Kalite standartlarını korumak güçleşir.


Ve bir gün dönüp baktığınızda, artık eskisi kadar iyi olmadığınızı fark edersiniz.

Belki de mesele büyümek değildir.


Mesele, büyürken neden var olduğunuzu unutmamaktır.


İş dünyasında başarı çoğu zaman rakamlarla anlatılıyor.

Ben ise başarıyı biraz daha farklı tanımlamayı seviyorum.

Doğru müşterilerle çalışabilmek.

Kaliteyi koruyabilmek.

"Hayır" diyebilmek.

Ve gerektiğinde, büyümek için acele etmemek.


Çünkü bazen en stratejik karar, daha büyük olmak değil; olduğunuz şeyi kaybetmeden büyüyebilmektir.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page